‘ETİKETİM’ MEŞALESİNİ YAKTI!

1

Aslına bakarsanız bir yazının her şeyinden önce başlangıcı önemlidir. İyi bir başlangıç yaptıysanız o yazının yazılışı da okunuşu da tadından yenmez. Mesela benim bu bloğu ilk açma amacım başkaydı. Fakat sonradan anladım ki aslında pazara çıkarken hesap kitap değil cebinde ki para önemliymiş. Madem öyleymiş, ben de öyle yaparım o zaman dedim.

Siyaset yazacaktım sözde. Burayı bir gazetede kendi köşem gibi kullanacaktım. Nereden bileyim ben yazmaya başladığım vakit siyasetin bu kadar çirkinleşeceğini. Kayda alınacak bir hali olmadığı gibi artık merak bile uyandırmaz hale geldi.

Bundan sonra daracık değil uçsuz bucaksız düşünürüm bende. Sadece etrafım da değil ne varsa kayda değer burnumu sokacak oradayım artık. Zaten yaz mevsiminde ki üç aylık tatilde staj yapacak bir yerde bulamıyorum. Bir insan evladını bırak, hiçbir canlının evladı dönüp de bakmıyor bile. Herkes ağzına bir iki laf almış çevirip çevirip duruyor. Kimisi siyasetin çamurdan yürünmez hale gelmiş yollarında siyaset yapıyor sözde. Kimisi de kendini bulunmaz Hint kumaşı sanıyor. Hani birilerine yaranarak koltuk sahibi olmuş ama hale kuruş kadar değeri olmayan insanlar var ya onlardan bahsediyorum. Yani anlayacağınız kimse kimsenin umurunda değil. Herkes kendi için yaşar hale gelmiş. Herkes kendi için…

Geriye dönüp baktığımda yazıma iyi bir başlangıç yapmışa benziyorum.  O halde devam.

İnsanlar doğarlar, büyüyüp yaşarlar ve en son ölürler. Bu üç evre aslında bizim için geçiş dönemleridir. Mesela karakterlerimizin geçiş dönemidir. Ya da insanlık duygularımızın geçiş dönemleridir. Ve de en önemlisi sabır denen o hissin olgunlaştığı dönemlerdir. Ben kendi payıma bu dönemleri kendi içlerinde ayırıp sınıflandırıyorum. Doğdum, bu birinci evreydi ve ben büyüyüp belli bir akla kavuşana kadar bu evreye müdahale edemedim. Fakat artık büyüdüm ve ikinci evre olan yaşama kısmındayım. Zaten bu yazıyı da yazmaya karar verdiğim an, ikinci evreyi olabildiği kadar sınıflandırmaya karar verdim. Üçüncü evreyi çok sonraya bırakıp ikinci evreden devam ediyorum.

İkinci evre insanın tamamen kendini insan ettiği bir evredir. Çünkü hayatı bol bol yaşar. İş yapar, acıyı hisseder, sevinir, kazanır, kaybeder. Aslında hayatta ne varsa yaşanan her şeyi bu evrede yaşar ve tecrübe eder. Madem bende böyle bir evreye girdiğimin farkındayım o halde mücadelenin üçüncü evreye kadar yanacağı meşaleyi yakma vaktidir. Bu yazı aslında benim için bir söz, bir yemin en çokta dua niteliğindedir. Hayatta en çok kaybedeceğim zamana girdiğimin farkındayım çünkü. Kendim kadarım. Bulunduğum yerin üstünde koca bir boşluk var ve kimse bunu umursamayacak kadar yakın değil.

Bu yüzden artık bu bloğu açma amacımdan sapıp, mücadelemin yayın organı gibi kullanma kararını aldım. Madem kimse kimseyi umursamayacak kadar uzaklaşmış birbirinden, o halde iş başa düşer. Bir kıvılcım olup etrafa sıçrama zamanı geldi. Bu yazıda ileride kırılıp döküldüğümde geri dönüp okuduğum zamanlarda bana umut olmak için burada kalsın.

Neyi mücadelesi neyin umudu derseniz eğer, yaşamanın ve yaşatmanın mücadelesi diyebilirim. Fakat fikirler ve hayaller için olacak bu mücadele. Ve herkese ve her şeye rağmen. Çünkü insanların elleri nazik. İnsanlarımız hiç olmadığı kadar ürkek ve korkak. Onlar ellerini taşların altına sokmuyorsa ben koca bedenimi sokmaya razıyım. Ve bir hayatı yani bir ömrü buna feda edebilecek kadar yürekliyim.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here