BANA İSTANBUL’U BULUN.

0

İstanbul da yaşayacağım günlerin hayalini kurardım hep. Boğaza yansıyan Güneşi yüzümde hissedip gözümü kıstım kaç defa. Martıların sesini işitip, sokak aralarında kaçışan rüzgar’a dalaşıp, tarih kokladığımı kurdum aklımda. Gözümün gördüğü her yanda yüzyıllar gelip geçecek sandım. Suyun ve taşın nasıl tablo olduğunu düşündüm. Göğe doğru yükselen minarelerin heybetiyle sarsılacağım günü çektim, çektim, çektim…
Ve işte İstanbul. 
Filmlerde, dizilerde, kitaplarda merakla görmek için can attığımız İstanbul.
Bahçeleriyle, parklarıyla, minareleriyle…
Tarihi ve kültürüyle,  medeniyetler şehri İstanbul…
Ve ben, hayretler içindeyim…
Metrobüsle Haliç’in üzerinden geçerken nasıl acıdı canım…
Beşiktaş’ta otobüs beklerken korktum, Bahçelievler de gezerken ürktüm, Levent’te şaşırıp kaldım.
Neden mi?
Çünkü, İstanbul sandığım yer başka bir yerdi. Her yer olabilirdi burası ama, İstanbul olamazdı. Olamazdı. Olmasın.
Geldiğim günden beri İstanbul’u arıyorum İstanbul da. Boğazıyla, tepeleriyle, camileriyle, tarihi ve kültürüyle…
Yeşil bir yer bulmak istiyorum. Oturup bir ağacın altına, insandan, sesten, dünyadan uzaklara dalıp, dinlemek istiyorum İstanbul’u. Hissetmek istiyorum benden yüzyıllar önce burada yaşanmışlıkları. Fatihi duymak istiyorum. Haliç’e inen gemileri, kılıç seslerini, lale kokularını…
Hızlıca bir metro geçiyor. Arabaların, binlerce arabaların sesleriyle, insanların uğultuları, bağırışları, onlarca şeritli yollar, üstgeçitler, altgeçitler…
Kusura bakma İstanbul, ırzına geçilmiş senin. Her köşesinde başka bir koku, başka bir ses, başka bir kalabalık. Gökyüzünü görmek için otobana çıkmak gerek. Denizi görmek için denize dokunmak, martıları duymak için denizin ortasında durup beklemek gerek artık. Tarih görmek için toprağın altına girmek, eski fotoğraflara bakmak, film izlemek gerek.
İnsanlar susmuş. Ellerinde telefon, başları öne eğik. Hep birden bir sağa bir sola bir ileri bir geri…
Bir ucundan bir ucu Edirne’den Kars yapar.
Göğe doğru yükselmiş cam kaplı o dev gökdelenler ne muhteşem. Gölgeleriyle koca bir İstanbul’u bitirmeye yetiyorlar. Dev otoyolların altında ezilip kalan İstanbul hiç sesini çıkartamıyor.
Ben İstanbul’u arıyorum. Öyle ucundan köşesinden değil. İstediğim, düşlediğim, hayalini kurup beklediğim…
Atalarımdan kalan medeniyetler şehri İstanbul’u arıyorum.
Türkiye’siyle, Osmanlı’sıyla, Bizans’ıyla, Roma’sıyla…
Ben İstanbul’u arıyorum.
Bana İstanbul’u bulun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here