GAZETECİ

0
Muhaliflik iktidarın karşısında durmaktır; yandaşlık ise iktidarın kucağında oturmaktır; gazetecilik ise bunların çok uzağında bambaşka bir vasıftır.
Şimdi kim muhalif, kim yandaş, kim gazeteci?
Siyasetçiler kendi düşünce ve ideolojilerini beslemek ve onları halka mâl etmek için her şey yaparlar. Bu tartışılabilir bir konudur. Kimi açıkça yalan söyler, kimi halkı düşmanlığa sevk eder, kimi belki ılımlı yaklaşır barıştan söz eder, kimi savaştan, yıkımdan, ölümden, kandan, bitişten…
Ne yazık ki Türkiye bütün bu yaklaşımlara sahip siyasetçileri bir arada barındırıyor. Farklı düşüncelerin en sivrildiği şu zamanlarda bir yerel seçime doğru giderken daha derin bir çatışma yaşıyoruz. Fakat siyasetçiler (özellikle günümüzdeki siyasetçilerden) daha rahat ve sakin bir dil, barışçıl ve ayırmadan, birbirini düşman görmeden yapılabilecek bir siyaset beklemek imkansız doğrusu.
Peki, gazeteciler bu tablonun neresinde duruyor dersiniz?
Gazeteci nasıl durmalıysa öyle duruyor demeyi çok isterdim.
Ancak adını tam koyamadığımız şu bağnaz ve balçık dolu zamanda ham gazeteciliğin karşısında bir “muhalif” birde “yandaş” gazetecilik vasıfları türedi. Oysa gazetecilik bu ikisinin çok uzağında sadece kamuoyu için var olan ve her zaman haktan ve salt gerçekten yana olmaktır. Elbette her vatandaş gibi gazetecilerinde siyasi düşünceleri ve belli bir dünya görüşü olur. Ancak bunu mesleklerine yani gazeteciliklerine yansıtamazlar-yansıtmamalılar.
Bir doktor bir hastayı muayene ederken siyasi görüşüne bakar mı?
Bir öğretmen için öğrencisinin siyasi görüşü önemli midir?
Bir taksi şoförü için yolcusunun dünya görüşü neyi ifade eder ki?
Bir manav için müşterisinin sağcı-solcu ya da hangi dine mensup olduğunun bir anlamı var mı?
Gazeteciliğin de diğer mesleklerden hiçbir farkı yoktur.
Ya gazetecisindir ya da değilsindir. Bunun yandaşı muhalifi olmaz.
Fakat uzun zamandır şahit olduğumuz, parti basın bildirisi gibi çıkan gazete manşetleri, tek bir ağızdan, birini övmek diğerini dövmek için yazılmış köşe yazıları ve halkın anayasal hakkı olan haber alma özgürlüğünün açıkça ihlali…
Gazetecinin siyasi düşüncesi ve dünya görüşüyle birlikte bir haberin anlamı değişemez. Bir olay yaşanmışsa, dolar karşısında Türk lirasının değeri düşmüşse, bir yerde bir asker şehit olmuşsa, faiz artmışsa, elektrik faturasına zam gelmişse, işsizlik artmışsa, yani memlekette olan ne varsa; nasıl sağcı-solcu, inanan-inanmayan diye ayırt edilmeden herkese oluyorsa, gazeteci de halka bunu öyle yansıtmak zorundadır. Bunun dışındaki yapılan bir enformasyon gazetecilik değil başka bir şey olur ama asla gazetecilik olmaz.
Son söz Uğur Mumcu’dan:
“Baskıya boyun eğmeyen, gelen geçen yönetimlere maşalık etmeyen, içinde insanlık onurunu değişmez bir hazine gibi saklayan insanlardır çağlarına ve toplumlarına yakışanlar.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here