TEK DERDİM BU

0

Bir yıl kadar önceydi. Youtube’da bir video izlemiştim. Ferhan Şensoy ustam dediği Haldun Taner’le
ilgili bir hikaye anlatıyordu. Haldun Taner her sabah uyandığında nasıl bir esnaf gidip dükkanını
açıyorsa bir yazarda dükkanını açar gibi yazı yazmaya başlamalı der ve evinin balkonunda daktilosuyla sayfalarca yazı yazarmış. Çünkü kendini yazar diye adlandırıyorsa bir insan her gün mesleğinin gereğini yapmalı, yani yazmalı.
Bende yazarım. Evet evet doğru. Bende yazarım. Benimde mesleğim bundan böyle yazmak. Çünkü
insan eğer ki kendine yazar vasfı yüklüyorsa en hakikisinden, bir bildiği vardır. Benim bildiğim tek şey insanların bir şeyleri bilmesi gereği. İşte bu benim borcum. İşte bu benim topluma olan borcum.
Bir gün gazetecilik uygulamaları dersinde kendisini de çok sevdiğim Göktürk Yıldız hocam “gazeteci neden haber yazar ya da neden haber yazma gereği duyar” demişti. Bende içimden “hayır öyle değil,
gazeteci neden haber yazar değil insan neden gazeteci olur” demiştim. İşte yine aynı soru ve aynı
cevapla yazıyorum.
Ne yazarsam yazayım mutlaka bir yeri ya da bir şeyi ya da bir insanı anlatmış olacağım. Yazdıklarım
mutlaka bir şeyi temsil edecek. Belki kimine bir şey anlatmayacak ama beni anlayacaklar mutlaka
olacak. Bundan bin yıl önce olduğu gibi bin yıl sonrada olsa birileri bir şeyler anlayacak ve ben kazanmış olacağım.
Kaybetmek mi? Tabi ki de kaybedeceğim. Hem de çok şey kaybedeceğim. Kağıtlarımı kaybedeceğim
sonra kalemlerimi sonra paramı. Aşkımı kaybetmesem de eksilteceğim. Sonra gücüm azalacak. Ama
neyi kaybedersem o kadar kazanmış olacağım. Sonra zaman geçecek ve insanları kazanacağım. Sevgi
kazanacağım mesele. Genç bir delikanlı beni okuyacak ve kendini bulacak. Aşkları kazanacağım sonra. Yorulacağım. Tükeneceğim biliyorum. Rezil bile olacağım ama yazacağım. Çünkü ben yazarım. Benim borcum para pul değil ki ödeyebileyim. Benim borcum fikir, benim borcum aşk, benim borcum sevgi ve doğruluk.
Ve işte ben bu yüzden, her sabah yazacağım. İnsanlar için, aşk için, aşkım için ve gelecek için. Bu hayat dediğimiz kesit herkesin dediği gibi evet sınav ama bu sınavda öncelik kim olduğumuzu anlamak. Biz zaten bu yüzden kaybederiz sınavları. Hep çalışmadığımız yerden sorarlar bize. O zaman bizde nereye çalışacağımızı öğreniriz. Sonra kim olduğumuzu, sonra sınavı geçeriz. İşte ben en çokta bu yüzden yazıyorum. Kendimi tanıyorum. Sizi tanıyorum. Sonra birbirimizi tanıyoruz. Sonra siz kendinizi tanıyorsunuz. Ve ben borcumu kapatmış oluyorum.
İnsan her zaman istediğini yaşayamıyor. Bazen hayalleri yitiyor buz misali. Ama hayal etmekten
tükenmemeli insan. Çünkü eriyen, su olan buz, yeniden buz olabilir. Ve doğru zamanda ve doğru yerde olursa eğer buz olarak kalmaya devem eder. İnsan buz kadar nazik ve hassastır. O sebepten iyi bilmeli insan kendini ve insanlığı. Küçücük bir umut bile kalsa geriye onu alıp büyütmeli. İşte ben bu gün şuan da bu cümleleri kurmam küçücük bir umuda saklanmamdan ve onu alıp büyütme çabamdandır.
İnsan öyle yaşamalı ki bu hayatı, ya birine feda etmeli kendini, ya da birinde heba olmalı sonunu
bildiği halde baştan. İki seçenekte aşktan geçiyor. İki seçenekte bir yerde bitiyor. İşte benim tek
derdim bu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here