ŞİKAYET EDECEĞİNE OTUR DA DÜŞÜN. SEN NE YAPABİLİRSİN?

0

Balık baştan kokar. Doğru. Fakat bunu anlamakta keramet. Bir çocuğun ümidini kırmak, kokuşmuş bir balığı sofraya koymak gibidir. Kokuşmuş bir balık, ışıklı bir geleceği çamura saplar.
Eğitimden bahsediyorum. Biraz eğitim kurumlarından ve elbette eğitimcilerden. Her hangi bir memur gibi koltuklarını koruma telaşına düşmüş eğitimcilerden. Öğrencilerinden çok uzaklarda kalmış, tüm meselesi akşamın olması, ayın 15’i ve kendi gündelik yaşamları olan eğitimcilerden bahsediyorum. Eğitim kurumlarınınsa, çağı yirmi yıl geriden takip etmesi, sözü kısa kesmeme yeterli. Eğitimin genel anlamda kendisine gelecek olursak, zaman, maddi ve manevi bir israftan başka hiçbir anlamı yok.
İlkokullardan yeterince eğitilememiş öğrenci büyük bir eksikle lise okumaya gidiyor. Eksiğinin farkına varamadan, lise eğitimini de tam olarak alamadan üniversiteye geçiyor. Ve bugün 8 milyon üniversite öğrencisi dert yanıyor. Öğrencinin tam karşısında ki hocasının feryadı ise hem ağlanası hem gülünesi cinsten.
200’ün üstende üniversite kurduk diye sevinirken onlarca kurumun kültürünün ayaklar altına alındığına kim üzülecek ki. Almanya 3 milyon üniversite öğrencisiyle dünyaya bilim ve sanayi ihraç ederken biz 8 milyon üniversite öğrencisini ne yapacağız diye düşünüyoruz. Kimisi öğretmenlik okumuş, bir akraba sayesinde polis oluyor; kimisi kimya okumuş, babasının tarlasında mısır yetiştiriyor; kimisi mühendislik okumuş, inşaatlarda harç karıyor. Ve bunları görmezden gelenler ise 200’den fazla üniversite var diye seviniyor.
Toplumlar var olabilmek için gününü değil, onlarca yıllık gününü planlamalılar. Bu bir kuraldır. Devlet mekanizmasının kurumları bunun için vardır. Fakat o kurumlar bugün kimilerine ek gelir kaynağı halini aldılarsa burada plandan bahsedemeyiz. Böyle bir ortamda ve toplumda ise gelecekten bahsedemeyiz. En önemli planlamaların olması gereken eğitim kurumları bugün kara bir düzen ile günlerini geçiriyor vaziyetteler. Herkes bu konudan şikayetçi. Öğretmenden öğrenciye, veliden yöneticiye kadar. Fakat sadece şikayet etmekten ibaret kalırsak nasıl değişir ki şikayet ettiklerimiz.
Elini taşın altına koymak yerine, elini taşın altına koyanların üstüne çıkanlar, bu ülkeye en büyük kötülüğü yapıyorlar. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here