Türklük, Türkçülük ve Naylonculuk Üzerine

0

Türk milliyetçiliği, Türklüğün, altın bir tepside de olsa, çamur bir kasede de olsa değerinden bir gram bile düşürmemektir.

Bugün Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini Kürt diline karşı gelmek ve sokaklarda slogan atıp sosyal medyadan fotoğraflı yazılar paylaşmaktan ibaret sananlar ne yazık ki Türk isminin ve Türk kimliğinin değerini de ne kadar kudretli bir gücü ve ne mana taşıdığını da anlayamamışlardır.

Türkiye Cumhuriyetinin ve Türklüğün başka bir milletten ya da devletten korkacak ve çekinecek bir hali yoktur. Türklüğün ve Türk devletinin bir düşmanı da yoktur ve de olamaz. Türkün ve Türk devletinin en büyük düşmanı ne yazık ki kendisidir. Tarihini bilmeyen, kuru milliyetçilik yapan, çok ses çıkararak çok haklı olacağını sanan, en ufak bir karşılıkta Türklüğünün zarar göreceğini ve Türklüğünün eksileceğini sanan ve sadece geçmişte yaşadıklarıyla geleceğe kalamayacağını anlamayan bir zihin Türkün zihni olamaz. Bunları yapan birisi ise naylon bir Türk’ten başkası olamaz. Çünkü Türk, yüksek bir iradeye sahip, tarihini bilen, ne yaşarsa yaşasın kendinden asla ödün vermeyecek kadar dirençli ve ahlaklı bir karaktere sahiptir.

Geçmişte de olduğu gibi bugün de hakikatin üstünün kara bir örtü ile örtülüp, yerine tamamen politik bir takım oyunlar ile yeni bir tarih yazılmaya çalışılması beyhudedir. Naylon düşman yaratmaya çalışmak ve bütün kirli işleri üstlerine atacak kötü çocuklar ve kötü dedeler bulmakta beyhudedir. Memuruna, işçisine, kolluk kuvvetlerine ve adalet dağıtıcılarına geleceklerinden endişe ettirerek; esnafına, iş insanına, gencine, tarafgir olup yancılığı aşılamaya çalışmakta beyhudedir. Halkını bir iki seçeneğe olmazsa açlığa ve korkuya esir etmekte beyhudedir. Çünkü gerçek bir Türk ve Anadolu mayasıyla mayalanmış gerçek bir Türkiyeli için bunların hiçbirinin önemi yoktur.

Hakikat, ancak, hakiki birinin, yalanı ve üstü örtülmüş kahpeliği, yumruklarıyla sıkıp atana kadar gizli kalabilir. Ondan sonra ne düşmanlık kalır geriye ne kin ne nefret. Ve yine ondan sonra ancak ve ancak başı dik ve onuruyla her gün yeniden doğacak gücün kendinde olduğunu bilen ve kudretiyle dağları ova ederek hiçbir sıkışmışlığın ve zorluğun güç olmadığını anlamış bir millet kalacaktır geriye.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here