Reading Zindanı ile Ramiz Dayı

0
Bizim toplum, mafyaları sever. Bizim toplum, mafya dizilerini de sever. “Ezel” dizisi onlardan biriydi. En sevilen, izleyen genç yaşlı herkesin mutlaka ezberinde bir repliği bulunan bir diziydi. Başrolde oynayan Ramiz dayının da gençler tarafından çok sevildiği, örnek alındığı bir gerçektir. Ramiz dayı karakteri bilindik mafyalardan farklıydı. İyiydi, sakindi, yol açan, sevilen, kimsenin hakkına göz dikmeyen, herkesin hakkını gözeten biriydi. Ramiz dayı şiir de okurdu. Okuduğu şiirleri, söylediği sözleri bizim gençler ezberlerine alır; sokakta, okulda, olur olmaz her yerde söylerdi. Hatta Ramiz dayının okuduğu bir şiir çok meşhurdur. “Herkes öldürebilir sevdiğini/Ama herkes öldürdü diye ölmez”. Bu dizeler Ramiz dayı karakteriyle o kadar benimsenmişti ki, şiirin yazarının Ramiz dayı olduğu sanılmıştı. Halen de öyledir. Birçok mecrada Ramiz dayı karakterini canlandıran Tuncel Kurtiz şiirleri olarak yazılır, öyle bilinir. Çünkü kimse merak etmemişti şiirin gerçek yazarını. Kimse düşünmemişti çünkü bu sözlerin derinliğinde yatan, sözlerin devamında anlatılan kederi. Herkes bir aşk şiiri olarak kabul etmişti. Doğruydu, ancak eksikti. Şiir aynı zamanda bir idamlığı da anlatıyordu. Sevdiğini öldürmüş bir idamlığı.
İlk olarak Özdemir Asaf’ın Türkçe’ye çevirdiği bir şiirdi bu. Sanıldığı gibi Ramiz dayının değil Oscar Wilde’nin şiiriydi. Adı, “Herkes Öldürür Sevdiğini” değil, “ Reading Zindanı Baladı” idi. Oscar Wilde’nin İngiltere’nin Reading şehrinde, Reading zindanlarında tanıdığı bir idamlığa yazdığı bir şiirdi bu.

Sevdiği kadını öldürmüştü o idamlık. Aynı zamanda bir askerdi. Adı, Charles Thomas Woldrige. 1896’nın 29 Mart’ında işlediği bu cinayet onu, 7 Temmuz da idam sehpasına taşıyacak, sevdiği kadını öldürmenin cezası olarak kendi canından olacaktı. Wilde, şiirinin konusunu, kelimelerini, unutulmaz bir eserin ilhamını bu idamlıktan almıştı.

“Sert taşla döşelidir İdamlık Avluları/Yüksek duvarlarından süzülür sızıntılar/O, havaya böyle bir yerde çıkarılırdı/Yoğun bir gök altına/Dört yanını çevirmiş dolaşan gardiyanlar/Kendi ölmesin diye adamı kollarlardı”.
 
İdamlığın hava alsın diye zindanından çıkarılışını bu sözlerle anlatıyor şair. Kendi ölmesin diye gardiyanların nasıl dikkat ettiğini, bir insanın ölmeden önce, öldürülmeden önce nasıl korunduğunu anlatıyor.
Bir ölümün ölüm olduğunu anlamak şairlere özgü değildir. Bir insan son nefesini boynunda bir ip veyahut başka bir usul ile verirken ölümün ölüm olduğunu kim nasıl anlardı? Biraz sonra bir insanın burada, yanı başınızda, gözlerinizin önünde ölmesi, sizin için ne demekti? Wilde’nin şiirin de bunların da yanıtı var.
“Vali kesinlik yanlı/Kurallara bağlıydı:/Doktora göre ölüm/Bilimsel bir olaydı:/Ve Din-Adamı her gün iki kere uğrayıp/Dinsel konularda bir özet bırakmaktaydı”.
 
Şiirinin üzerinden bir asırdan fazla geçmesine rağmen bugün bile siyasal, sosyal, hukuksal birçok anlam taşıyor Wilde’nin şiiri. Yıllar önce yasaların yanlışlığını, bir insanı öldürmenin, bir cinayetin cezasının başka bir cinayet olmamasını anlatıyordu. Ölümün her türlüsü yanlıştı. Yasa dışı ya da yasayla da olsa. Ölüm, ölüm demekti çünkü. Ölüm, sondu, bir insan için ölümden sonrası yoktu. Bu ceza olamaz, cinayet başka bir cinayetle kapanamazdı. En fazla bir kişi daha ölmüş, ölenler geri gelmemiş, kazanan ölümün kendisi olmuş olurdu.
“Yasaların yargısı doğru mudur/Ya da yanlış mıdır bunu bilemem;/Bildiğim tek şey bu hapishanede/Demir gibi sağlamdır tüm duvarlar/Bir yıl kadar uzundur her geçen gün/Yıl bitmek bilmez, uzadıkça uzar.
 
Kabil’in Habil’i öldürdüğü/Günden beri hiç dinmedi acılar/Çünkü insanların insanlar için/Koymuş olduğu bütün yasalar/Tıpkı adaletsiz bir kalbur gibi/Taneyi eleyip samanı tutar.
Bildiğim başka bir şey daha var/-Ki bilmeli benim gibi herkes de-/İnsanın kardeşlerine ettiğini/İsa Efendimiz görmesin diye/Utanç tuğlalarıyla, parmaklıklarla/Örüldü yapılan her hapishane”.
 
İşte böyle bir şiirdi Ramiz dayının okuduğu, bizim toplumun çok sevdiği, dillerden düşmeyen o çok meşhur şiir. Böyle bir şiiri dizilerden, mafya tiplemelerinden öğrendi bizimkiler. Tek başına bir isyandı oysaki bu şiir. Ölüme değil, öldürülüşe, yasaların o kalbur olmuş haline karşı şiirden bir isyan. Ve biz şiirin sadece kısacık bir bölümünü bildik hep. Ramiz dayının okuduğu o kısacık bölümü: “Kimi aşk kısadır, kimi uzundur/Kimi satar kimi de satın alır/Kimi gözyaşı döker öldürürken/Kimi kılı kıpırdamadan öldürür/Herkes öldürebilir sevdiğini/Ama herkes öldürdü diye ölmez”.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here