MEDENİYETİN BEŞİĞİ RANTIN BEŞİĞİ OLURKEN

0
Anadolu, neden medeniyetin beşiği diye tarif edilir?
Aslında daha geniş bir alandan bakmak gerekir. Bugün, İran’ın doğusunda ve Türkiye’nin batısında bulunan alandır medeniyetin beşiği. Mezopotamya diye adlandırılmış yer, uygarlık tarihinin başladığı, yabanıllığın yerine evcil bir yaşamın geçtiği, toplayıcılığın geride kalıp tarımın doğduğu yerdir. Ve burasıdır medeniyetin beşiği.
Neden mi burasıdır?
Çünkü Mezopotamya iklimi ve coğrafyası, yabanıl tahıl ürünlerinin yetişmesine elverişli tek topraklardı. Bu durum, insanların yerleşik hayata geçip tarım ürünlerini tanımasına ve üretmesine, dolayısıyla zaman içerisinde bir arada yaşayıp belli kurallara uymasına, sonuç olarak uygarlığın başlamasına sebep olmuştur. Aynı zamanda hayvanların ilk defa bu topraklarda evcilleştirilmesi, hayvancılığı ortaya çıkarmış, bu sebeple yeni meslek grupları doğmuştur.
Mezopotamya, iklimsel üstünlüğü ile tarih sahnesinde birçok uygarlığa-devlete ev sahipliği yapmıştır. Devletlerin yıkılıp, üzerlerine yeni devletlerin kurulduğu, geçmişte kalanlarının bıraktıklarıyla gelişen, büyüyen ve biriken Mezopotamya, sırf bu sebepten dolayı medeniyetin beşiği diye anılmıştır. Dünya, sahip olduğu tarımsal, hayvansal ve teknik gelişimini Mezopotamya’da kazanılan tecrübe sayesinde elde etmiştir.  
 
Mezopotamya’nın ev sahipliği yaptığı Sümerler, Akadlar, Asurlar, Babiller; daha yukarıda Hititler, Frigler, İyonlar, Urartular; yakın tarihte Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi devletler, tarih içerisinde biriken kültürleri ile hem Mezopotamya’ya, daha dar anlamda ise Anadolu’ya kattıklarıyla birlikte “medeniyet beşiği” ifadesinin kullanılmasına fayda sağlamışlardır. Bugün dünya, Anadolu’yu bu sebepten dolayı  “medeniyetin beşiği” diye anar, öyle bilir.
Bütün bu sebeplerden dolayı Mezopotamya, daha dar alanda ise Anadolu, büyük bir mirasın sahipliğini yapmaktadır. Tarih boyunca yaşanmışların ardından kalan birbirinden değerli kültürler, terk edilmiş şehirlerin antik yapıları, binlerce yıl boyunca doğanın resmettiği eşsiz eserler, dini ve milli binlerce örnekle Anadolu, medeniyetin beşiği olmuş, dünyaya uygarlığın yol haritasını çizmiştir.
Dünya Mirası Mı?
 
Günümüzde, Anadolu’nun üzerinde oturan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, binlerce yıllık mirasın sahibi konumunda. UNESCO tarafından tespiti yapılmış ve “Dünya Mirası Listesine” girmiş 18 miras alanı Türkiye de bulunmakta. Bunların arasında Sivas’taki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Çorum’daki Hattuşa kenti, Adıyaman’daki Nemrut Dağı, İzmir’deki Efes kenti, Şanlıurfa’daki Göbekli Tepe, Nevşehir’deki Göreme Millî Parkı ve Kapadokya gibi birbirinden özel miraslar yer almakta. Fakat Dünyanın miras kabul ettiği bu değerler Türkiye için de gerçekten bir miras niteliği taşıyor mu?
Miras Değil Rant
 
UNESCO tarafından “Dünya Mirası Listesinde” bulunan Göreme Milli Parkı geçtiğimiz günlerde “Milli Park” konumundan çıkartıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlanan kararda, “Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30 Ekim 1986 tarihli Bakanlar Kurulu kararı yürürlükten kaldırıldı” denildi. Bu karar, Dünyanın miras olarak kabul ettiği ve korunması gerektiği bir alanın sahipsiz bırakılması, tarihi ve kültürel değerlerin devlet tarafından ranta açılacağı anlamını taşır.

 

Nasıl mı?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat 2019’da, Kayseri’de yaptığı mitingde “Kayseri için çok önemli olan bir diğer hızlı tren projemiz ise Antalya-Konya-Aksaray-Nevşehir-Kayseri hızlı tren projesidir. Hem yolcu hem de yük taşımacılığı yapılacak hattın sondaj çalışmaları bu yıl içerisinde tamamlanacak” demişti. Aynı zamanda turizm gelirlerinin artırılması amacıyla Göreme civarına otel yapımı için imar izni verilmesi de söz konusu.
Ama daha öncesini iyi anlamak gerekiyor…
Göreme Milli Parkından sorumlu ve yetkili olan beş ayrı bakanlık ve kurulun yetkilerinin, 1 Haziran 2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 38 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle “Kapadokya Alan Başkanlığı” ismiyle kurulan bir kamu tüzel kişiliğine verileceği, Kapadokya ve Göreme Milli Parkı sahası hakkında alınacak kararların tek elden alınacağı anlamını taşıyor. Bu durum, sağduyu ve milli değerleri koruma bilincinden soksun kalıp, kararların “bir şey için bir an önce” alınacağı ve sorumlulukların terk edileceğini açığa çıkarıyor.  
Peri Bacalarının yanı başında
yapımı durdurulan inşaat.
Örnek…
Şubat 2019 da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Nevşehir’de bulunduğu günlerde bir inşaat durdurma kararı oldukça tartışılmıştı. Peri bacalarının yanı başına yapılan bir otelin inşaatının durdurulması kararını Kültür ve Turizm Bakanlığı şöyle açıklamıştı: “Anadolu ve dünya kültürünün istisnai değerlerinden olan peri bacalarına yakın bir noktada, 2 pafta 9423 parselde başlatıldığı belirlenen inşaat durdurulmuştur.”
Bölgeden sorumlu kurumlar, bölgeyi korumak için çalışıyordu, ancak…
Bundan sonra yapılacak, tarihe ve kültürel mirasa zarar verse dahi her türlü inşaat ya da çalışma, tek karar verici merci olarak bakanlıklar veya kurullar değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanan karar ile “Kapadokya Alan Başkanlığı” olacak. Bu başkanlıkta inşaatları durdurmayacak, “turizm gelirini artırmak” için yandaş “iş adam ve kadınlarına” ruhsat verecek, yapılması planlanan projelere eyvallah diyecektir.
Şimdi bütün bunlar olurken, binlerce yıllık mirası ranta açılırken, dünyanın kabul ettiği kültür ve tarih yok sayılırken, insanlık birikimi ve tecrübelerin, doğanın eşsiz eserlerinin üstüne beton dökülecekken Anadolu’dan, medeniyetin beşiğinden, uygar toplumdan, dünyaya yön vermekten konuşmak kimin haddi? Günümüzün kazanımlarını sömürdükleri yetmemiş gibi geçmişin kazanımlarını da sömürmeye niyetlenen iktidarın değil elbette!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here