HÜRRİYET’İ YÖNETMEK TÜRKİYE’Yİ YÖNETMEKTEN ZORDUR: DOĞRUDUR!

0
Türkiye’de basın tarihi toplumsal ahlakın kurumlarda resmi olarak çökmesiyle başlar. İlk Türk gazetesi olarak bilinen Takvîm-i Vekâyi’den bu yana basın ne kadar kamu yararına çalıştığını söylese de asıl uğraş patronu memnun etmekti. Devlet hangi düşüncedeyse basının büyük bir kısmı o yana doğru yaslanır, devleti yöneten düşünceye zeval gelmesin diye yazar, çizer. Arada eleştirel ve muhalif basında olur elbette ama onlar hep küçük kalmış ve hor görülmüşlerdir. Ülkenin bütününe hitap eden ve herkese ulaşanlar “Ana Akım” diye adlandırılan büyük basın kuruluşlarıdır. Bunların büyüklüğü patronlarının büyüklüğü ve devletin onlara verdiği desteğin büyüklüğüyle paraleldir. Bu yüzden toplumsal ahlakın kurumlarda resmi olarak çökmesi ülkemizde basın tarihiyle başlar. Basın bu çöküşü onaylar, doğrular, yerine daha başka şeyler koyarak normalleştirir.
Malum, günümüzde “Amiral Gemi” diye adlandırılan Hürriyet gazetesi büyük bir dönüşüm içerisinde. Doğan Holding’den Demirören Holdinge geçen medya kuruluşları politikalarından tutun, bütün çalışma ve etik kuralları dahil birçok alanda değişikliğe gittiler. Ve gelinen en taze nokta ise Ahmet Hakan’ın Hürriyet gazetesinin başına geçmesi oldu. Kimisi bu durumu yadırgadı. Kimisi sevindi. Kimisi tepki gösterdi. Ancak Ahmet Hakan’ın Hürriyet’in başına geçmesini anlamak ve bunu sindirebilmek için Ertuğrul Özkök’ün Hürriyet gazetesinin başında nasıl yıllarca yönetici olarak kaldığını bilmek gerekiyor.
Ertuğrul Özkök “Hürriyet’i yönetmek Türkiye’yi yönetmekten zordur” demiştir zamanında. “Ben gazetecilik değil cambazlık yapıyorum” demiştir bir defasında yine mesleğini tarif ederken. Bir başka zamanda ise “Ben burada gazetecilik değil jonglörlük yapıyorum. Elimdeki beş topu yere düşürmeden havaya atıp tutuyorum” demiştir. Bu sözleri Hürriyet gazetesini yönetirken sarf ettiğini belirtelim ki anlaşılması daha kolay olsun. Çünkü Hürriyet gazetesinin şu günlerde başında bulunması gereken kişinin, Hürriyet’i yönetmesi, yeri geldiğinde cambazlık, yeri geldiğinde jonglörlük, yeri geldiğinde elindeki beş topu yere düşürmeden havaya atıp tutabilmesi gerekiyor. Bu profilde basın dünyamızda elbette çok isim var ancak mahalle farkından dolayı en uygun isim şimdilik Ahmet Hakan.
Ahmet Hakan İmam hatip lisesi mezunu, İlahiyat lisansı almış, TGRT ve Kanal 7 kökenli çok hızlı büyüyen biriydi. Ak Parti ile mahalle dostluğu vardı. Şerbet verme ve kendince mizah yazmada ustaydı. Aynı anda bir sürü işi yapabilecek kadar becerikli, ne olursa olsun hep ödüllendirilen bir gazetecilik ustasıydı.
Ahmet Hakan ile Ertuğrul Özkök’ün en benzer yanları gazeteciliğe bakış açılarıydı. Ertuğrul Özkök, gazetecilikten kazandığı paralarla rahat bir yaşamı ve gazete patronunun ona sunduğu imkanlarla pahalı şaraplar ve lüks otel odalarının onda bıraktığı tattan asla vazgeçmek istemiyordu. Ahmet hakan ise yine gazeteciliğin verdiği “özgürlük” ve “şerefe” ve yine Özkök gibi kazanılan para ve sahip olunan imkanlara sırt çevirmek istemiyordu. Bunun için onca başarılı gazeteci onca başarıya rağmen cezalandırılırken Ahmet Hakan Hürriyet’in başına geçiyor, ödüllendiriliyor.
Ancak bu ödülü yanlış anlamamak lazım: Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi “Hürriyet’i yönetmek Türkiye’yi yönetmekten zordur”. Böyle bir gazeteyi herhangi biri değil, hiçbir gazeteci yönetemez. Patron ve iktidarın memnuniyetini önemseyen bir gazeteyi yönetmek ancak ve ancak bir cambaza ya da bir jonglöre veyahut elindeki beş topu düşürmeden havaya atıp tutabilen zanaatkârlara düşer!

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here