FAKAT BÜTÜN MESELE…

0
Temel taşlarını yitirmek bu olsa gerek: Türkiye siyaseti kuru hamasetle gününü gün, kişisel tartışmalarla, parti içi ve partiler arası laf dalaşıyla memleketin gerçek gündemini görünmez hale getiriyor.
Rahmi Turan’ın Sözcü gazetesinde ki köşesinde Muharrem İnce’nin Saray’a gidip Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüğünü yazmasının ardından hem CHP’nin içinde, hem CHP’ye karşı, hem de CHP’lilerin kendilerine karşı olanlara yaptığı savunmaları ne yazık ki kuru bir hamaset. Cumhuriyetle aynı yaşta olan bir parti yaşadığı krizi yönetemediği gibi üstüne birde parti içi çatışmaya sebep oluyorlar. Her CHP’li ayrı bir telden çalıyor, aynı dili kullanmayıp başkalarına yem oluyorlar.

 

Üç gün önce Milli Savunma Bakanlığında yapılan bilgilendirme toplantısında ismini vermeyen güvenlik kaynakları bölgede zaman zaman gelen taciz ateşlerine yanıt verildiği, yeni yerleşim biriminin ele geçirilmesi gibi bir planın olmadığını söylemiş ve “Barış Pınarı Harekâtı bitti” demişlerdi.
Ve iki gün önce toplanan Milli Güvenlik Kurulu’ndan sonra yayınlanan bildirideyse “Harekât amacına ulaşıncaya kadar sürecek” ifadesi kullanıldı.
Şimdi kim, neyi, neden söylüyor? Birbirinden ayrı ama aynı konuyla ilgili bu iki demecin neresinde devlet ciddiyeti var? Devletin kurumları birbirinden habersiz, gün neyi gerektiriyorsa ona göre ya da bürokratlar kendi kafasına göre mi açıklama yapıp karar alıyorlar?

 

Başka bir örnekse daha acı:
Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezi’nde”25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” programında konuşan Emine Erdoğan “Bugün kadınlar haklarını arayabiliyorlar” dedi. Aynı programda Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un ise “Tüm kamu kurumları, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, akademi ve medya olarak ancak el ele verip tek yürek olursak başarılı olabiliriz. Bunun için de öncelikle ilke, anlayış ve yaklaşım beraberliğini sağlamak adına, Bakanlığımız, Adalet, İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve Diyanet İşleri Başkanlığımız ile bir araya gelerek ilk defa 75 maddelik kapsamlı bir plan üzerinde çalıştık. Kararlılığımızın bir göstergesi olarak da 2020-2021 Koordinasyon Planımızı imza altına aldık” diye konuştuktan saatler sonra Taksim’de, kadınların şiddete karşı yaptıkları yürüyüşe polis biber gazıyla, plastik mermiyle karşılık verdi. Şimdi Emine Erdoğan’ın ve Bakan Selçuk’un söylediklerinin bir manası kalıyor mu?

 

Yerel seçimlerden önce Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) sorunu çözeceğini hatta EYT vaadini seçim beyannamesine bile koyan Devlet Bahçeli şimdi dönmüş, sanki bu konuda hiç bir şey söylememiş gibi EYT sorununa Ak Parti ne derse o olur diyor. Ne yazık ki burada da devlet ciddiyeti yok; kişisel çıkar var.

 

Millet kan ağlıyor. Memleketin neresinden tutsan elinde kalıyor. Ekonomi alaşağı olmuş. İşsizlik rekor üstüne rekor kırıyor, yazılmasa, söylenmese bile her gün binlerce insan işsiz kalıyor. Eğitim en berbat zamanlarını yaşıyor. Öğretmenler borç batağında, mutsuz ve umutsuz. Öğrenciler geleceklerinden şüpheli, korkulu. Her an bir savaş olabilir endişesi bütün memlekete sirayet etmiş. İş insanları tek tek iflas ediyor. Eğitimli ve alanında uzman olanlar birer birer yurtdışına gidip başka bir hayata başlıyorlar. Manevi duygular; milliyetçilik, vatanseverlik, dini ve kültürel değerler yok oluyor, herkes kendisini kurtarmanın derdinde. Kimse kimseyi düşünmez, komşu komşusunun açlığıyla bile ilgilenmez halde. Suç oranı her geçen gün artıyor. Mültecilere karşı oluşan nefret insanları şiddete yönlendiriyor. Kadına ve çocuğa karşı şiddetin, tacizin boyutu akıl almaz seviyede.
Memleket hiç olmadığı kadar pislik içinde…
Memleket hiç olmadığı kadar çirkin…
Memleket hiç olmadığı kadar karanlık…
Fakat bütün mesele Saray’a Muharrem İnce gitti mi gitmedi mi?
Fakat bütün mesele Saray’ın üstünde kimse var mı yok mu?
Fakat bütün mesele siyasetin kuru hamaseti…
Ama asla memleketin dertleri değil.
Asla millet değil…
Asla…

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here