Filler tepişir, çimenler ezilir

0
Foto: AFAD/ Kilis'te bulunan bir mülteci kampı.

Günlerdir herkesin gündemini işgal eden Suriye meselesi, 27 Şubat akşamı 36 şehit haberini aldığımızdan itibaren çok daha tehlikeli bir yola evrildi. Sadece Türkiye için değil hem Rusya hem de Suriye’deki Esad rejimi özelinde çok kritik zamanların yaşandığı şu günler gerek Ortadoğu gerekse tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor. Yaşananların -emperyalist ülkelerin çıkarları hariç- Suriye dışında hiçbir ülke için milli bir menfaat olmadığı gibi sadece zararı olacağı kesin. Bu zararın en büyük duraklarından biri ise Türkiye.

36 şehidin ardından Türkiye’nin dün duyurduğu ve adını “Bahar Harekâtı” koyduğu operasyonun ilk gününde bir Türk İHA’sı Esad güçleri tarafından vurulurken, iki Suriye savaş uçağı da Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düşürüldü. Her şeyin en başında barışı ve ateşkesi sağlamak için Suriye’de olduğunu sürekli ifade eden Türkiye, anlaşılıyor ki artık sadece barışı ve ateşkesi sağlamak için değil, Esad güçleriyle karşılıklı çatışmalarla birlikte sıcak bir savaşa da soyunmaktan geri durmuyor. Yalnız şunu unutmamak gerekir ki, bugün Suriye sadece Esad’ın yönetiminde değil, Rusya’nın da yönlendirmesindedir.

Son kurduğum cümlenin manasını şöyle açıklamalıyım: Suriye-Türkiye kızışması sonrası dün Rus Lider Putin ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 5 Mart’ta Moskova’da görüşecekleri duyuruldu. Erdoğan’la birlikte gidecek heyette Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’da yer alacak. Buradan anlamalıyız ki Türkiye’nin Suriye politikasında izleyeceği yol Moskova’dan geçiyor. Aksi halde Türkiye Esad’ı değil, Hulusi Akar’ın sürekli tekrar ettiği ve olmasından çekindiği şey olur: Rusya’yı karşısına alır.

Algı oyunlarına dikkat!

Silahtan daha tehlikeli bir şey varsa o da yanlış bilgidir. Yanlış bilgiden ziyade çarpıtılmış bilgi. Suriye’de yaşananların ardından medyada gazetecilik adıyla pazarlanan yazı, fotoğraf ve videolar ne yazık ki Türk kamuoyuna bilgi vermekten ziyade gaz vermeye odaklı. Bu çok zararlı bir oyundur. Medya yoluyla oluşturulmaya çalışılan bu algı, üzgünüm ki Türkiye’ye ne savaş kazandır ne de başka bir şey. Aksine çok şey kaybettirir.

Algı operasyonu konusuna girmemin sebebi dün Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansının, önce Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bir Suriye savaş uçağı düşürüldü diye haber geçmeleri, dakikalar sonra ise o haberleri geri çekmeleri oldu. Suriye Arap Haber Ajansı ise, düşen uçağın Suriye’ye ait bir savaş uçağı değil, Türkiye’ye ait bir İHA olduğunu yazdı.

Türk İHA’sının düşürülmesinin ardından Milli Savunma Bakanlığı iki Rus yapımı Suriye savaş uçağını düşürdüğünü duyurdu. Sadece bir saat içinde yaşanan bu üç uçak düşürme haberleri ardından medyaya onlarca yeni görüntü sızdırıldı. Gerek Suriye tarafından, gerekse Türkiye’de, silahlı kuvvetler ve siyasi erkler sürekli olarak medya üzerinden birbirlerinin mevzilerini vurduklarını, karşı tarafa çok büyük zararlar verdiklerini pompaladılar.

*

Algı operasyonları sadece Türkiye-Suriye arasında değil, Türkiye-Yunanistan arasında da hız kazandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sınır kapılarının açıldığını söylemesi ardından Trakya’daki sınır kapılarına yığılan binlerce mülteci üzerinden yürütülen algının amacı elbette Avrupa’ya korku salarken, Türk kamuoyuna “Suriyelilerden kurtuluyoruz” mesajı vermekti. Dün sabah saatlerinde Türkiye’den Yunanistan’a geçen mülteci sayısını 76 bin 358 olarak açıklayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya karşılık Yunanistan’dan geldi. Yunanistan Savunma Bakan Yardımcısı Alkiviadis Stefanis yaptığı açıklamada, 9 bin 600 göçmenin Yunanistan’a giriş yaptığını söyledi. İki ülkenin yetkilisinin bu sayılara nasıl ulaştığını elbette bilmiyoruz ancak ikisinin de kendi ülkesinin kamuoyuna karşı bir algı yürüttüğünü iyi biliyoruz. Sosyal medya üzerinden sivil vatandaşın farkında bile olmadan yaptığı algı maşalığı da cabası.

Birileri yüzünden milyonlar…

Biriler, bir takım siyasi güç yarışları için silah olarak insanları kullanıyor. Olanlardan ve olacaklardan habersiz, tek mücadelesi ailesi ve huzurlu bir yaşam hayali olan milyonlarca insan, yine o birilerinin kendi içsel meseleleri, hırs ve bitmez tükenmez inatları yüzünden memleketlerinden, mallarından, ailelerinden hatta canlarından oluyorlar.

Kimin umrunda?

“Filler tepişir, çimenler ezilir” sözü bu günleri en iyi anlatan sözdür zannımca. Gerek Türkler, gerekse Suriyeliler açısından…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here