Kıbrıs’tan Doğu Türkistan’a

0

Uzun yıllar Rumlar ve Türkler arasında yaşanan anlaşmazlık sonucu sırf barış sağlansın diye iki tarafında ortak yöneteceği tek bir devlet olarak 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştu.

Kıbrıs adasını Yunanistan’a bağlama arzusuyla yanıp tutuşan Rumlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilen Başpiskopos III. Makarios öncülüğünde örgütlenen EOKA (Kıbrıs Milli Mücadele Örgütü) adlı örgütle, Kıbrıslı Türklere karşı saldırılara başladılar.

Sık sık Türklere yönelik kanlı eylemler gerçekleştiren EOKA’ya karşı ilk olarak İnönü hükümeti dur demeye kalktı ancak karşılarında ABD’yi buldular. 1964 yılında Kıbrıs’a müdahale etmeye hazırlanan İnönü hükümeti, dönemin ABD Başkanı Lyndon Baines Johnson’un mektubu nedeniyle Kıbrıs’ta Türklere karşı yapılan baskı ve zulme karşı gelemedi.

Aradan geçen 10 yılda eylemler çoğaldı. ABD’den yüz, Yunanistan’dan destek bulan Kıbrıs Rumları, Kıbrıs Türklerine karşı daha da acımasızlaştı. Türklere yönelik zorunlu göçler Türkleri evlerinden, şehirlerinden etti. Rumlar tüm adaya yayılmaya ve tüm adayı sahiplenmeye başladılar. 1974’den itibaren Yunanistan’ın Kıbrıs’ı kendi egemenliği altına almak istemesi üzerine Ecevit hükümeti kesin bir kararla Kıbrıs’a çıkarma yaptı.

Ecevit hükümetinin bu kararı bir anlamda ABD ve İngiltere başta olmak üzere bütün Batı’yı karşısına almak demekti. Ama birilerinin tehditlerine karşı soydaşlarının acı çekmesini, zulüm görmesini, yaşadığı topraklardan sürülmesini sineye çekmek elbette bir Türk’e ve bir Türk devletine yakışmazdı.

Öylede oldu. “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla Türk askerleri ansızın Kıbrıs semalarında göründü. Ve aradan geçen 46 yıl boyunca Kıbrıs Türkleri bağımsız ve özgür bir şekilde yaşamlarına devam ediyor.

Böyle bir konuyu ele almışken tarihten başka örneklere değinmemek olmaz. Aşağı yukarı Kıbrıs Türkleriyle aynı kaderi Bulgar Türkleri de yaşamıştı. Bulgar Komünist Partisi’nin baskıları sonucu yüzbinlerce Bulgar Türkü Türkiye’ye göçmek zorunda kaldı.

Günümüzde ise başka bir örnek var. Bu sefer Batı’dan değil Doğu’dan bir örnek.

Doğu Türkistan olarak da bilinen Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Uygur Türklerine yönelik uzun zamandır baskılara ve asimilasyon çalışmalarına devam eden Çin’e karşı kimse dur demiyor. Kimseden ziyade Türkler, Türkiye dur demiyor. Bölgede yüzbinlerce Müslüman Uygur Türkünün kamplarda tutulduğu, beyinlerinin yıkandığı, defalarca farklı uluslararası kuruluşlarca kanıtlandı.

Geçmişte Kıbrıs gibi, Bulgaristan gibi binlerce insanın kanı döküldüğü, yüzbinlerce insanın yuvasından, vatanından, toprağından olduğu örnekleri varken bugün neden Uygur Türkleri zülüm görüyor?

Yoksa sırf Çin’in ekonomik gücü nedeniyle Türkün gördüğü zulüm sineye mi çekiliyor?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here