İki zenginlik var: Biri sağlık, biri kadın!

0

Bir Türk atasözü, “Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik iyi kadındır.” der.

Bu söz kadının değerini, bir erkek için kadının ne kadar önemli olduğunu gösterir. Tarih boyunca Türkler, kadınları baş tacı etmiş, kadınlara diğer milletlerden daha fazla değer vermişlerdir. Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları adlı eserinde, “Eski ırkların hiçbiri kadınlara Türkler kadar hak vermemiş ve saygı göstermemiştir.” diyerek bu duruma değinir. Yine eskiye bakacak olursak Türklerde, devlet işlerinde dahi kadının sözüne başvurulduğu, kadının karar verici olduğunu bilmeliyiz.

Anlatılan bir hikaye de şöyle denir: Bir gün Cengiz Han, sarayına tüm hanlarını toplamış, tahtının sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına,

– “Ben Hanlar Han’ı Cengiz Han, hepinizin Hanıyım.” demiş ve sonra eşini göstererek;
– “Bu da benim Han’ım” demiş.

Günümüze gelecek olursak, bugün bu durum tarihin tam aksinde seyrediyor. Kadınlara verilen o yüce değerlerin hepsi yitirilmiş, kadınlar birer objeden farksızlaştırılmıştır. Kadınlar toplum içerisinde hor görülen, değersizleştirilen, eski çağlarda, Arap ve Avrupa topraklarında olduğu gibi ikinci sınıf insanlar yerine konulmaktadır. Kadın, sözünün bir anlamı olmayan, sadece erkeğin hizmetkârı olarak görülen, bedeni ve doğurganlık işleviyle yetinilen bir varlık konumuna getirilmiştir. Bu konum, 21’nci yüzyılda sıklıkla şahit olduğumuz kadın cinayetleriyle zirveye çıkmıştır diyebiliriz.

Türk ve Müslüman olmanın en büyük göstergelerinden biri, toplumda kadının yerinin nerede olduğudur. Dilimizden düşürmediğimiz ırkımız ve toplumumuzun dini gerekleri bize, kadını bir emanet, bir lütuf, bir değer olarak görmemizi söylüyor, emrediyor. Fakat gelinen noktada bundan bihaberiz. Erkek egemen olarak değerlendirilen günümüz toplumunun yaşadığı sorunların hepsine yakını, temelde kadını toplumdan soyutlamaya, dışlamaya çalışmaktan dolayı yaşanmaktadır. En iyi okulun bir anne olduğu bu dünya, dışlanan, hor görülen, kullanıldıktan sonra bir kenara atılan, katledilen kadınlarla doldu artık. Kadınların yaşadıkları, çok değil, bir nesil sonra, suiistimale, yolsuzluklara, hırsızlıklara, cinayetlere sebep oluyor. Bunların hepsi de günün sonunda kadınların acı çekmesiyle sona eriyor. Nesiller, bir sonraki nesle iyiyi değil, kötüyü aktarıyor.

Rakamlar veriliyor. Ayda, yılda, son on yılda kaç kadının öldürüldüğü, kaçının istismara uğradığı yönünde rakamlar… Dava tutanakları yayımlanıyor. Takım elbise giydi diye masumlaştırılan, cezasında indirime gidilen, affedilen canilerin fotoğrafları ifşa ediliyor. Tartışmalar yapılıyor, haberler yayımlanıyor, sosyal medya günlerce çalkalanıyor. Sonrasında ise herkes hayatına devam ediyor. Hiçbir şey olmamış gibi, siyasi partilerin kendi ideolojik suni meseleleri gündeme taşınıyor; Ta ki yeni bir kadın cinayeti yaşanana dek.

Kadın cinayetleri ya da kadına şiddet, basit bir kavga gibi gösterilemez. Aile meselesi olarak sunulamaz. “Ama” ile “Fakat” ile kılıf uydurulamaz. Kadına şiddet, bu toplumun, insanlığın, var olmuş olmanın meselesidir. Buna devlet bile göz yumsa, sen göz yumma. Zenginliğine sahip çık! Kadına sahip çık!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here