Hitler’in Sarmalından Erdoğan’ın Sarmalına

0

Milyonlarca insanın ölümüne, dünyanın en büyük kitlesel göçlerinden birine, Avrupa’nın yerle bir edilmesine, faşizmin kutsal görünmesine, tarihin onlarca sayfasının kara şeyler yazmasına sebep olan Hitler’de seçimle gelmişti. Alman halkının büyük desteğiyle ülkenin başına geçen Hitler, sonrasında, Meclisin yetkilerini sınırlandıracak, ancak kendisine geniş yetkiler verecek olan yasayı da yine Meclisteki vekillerin oylarıyla yürürlüğe sokacaktı.

Nazi düşüncesini benimsemeyen ve Hitler’in kafasındaki Alman tipi insana ait özellikleri taşımayan herkes kötüydü. Yaşaması gereksizde, düşmandı; Alman topraklarında bulunmaları ve Almanya’nın imkanlarından yararlanmaları yanlıştı. Ya ölmeliydiler onlar ya da sürülmeliydiler: İkisi de oldu, hatta daha fazlası…

Aradan geçen bir asra yakın zamanda, sonu hariç neredeyse hepsini yaşadık bunların. Tablo hiç yabancı gelmiyor. Erdoğan yönetiminin gelişi, gelişimi ve 2020 yılı itibariyle duruşu, Hitler politikasının bir benzeri. Sadece Erdoğan değil, trol olarak adlandırılan kraldan çok paralı kralcılarda öyle. Ana akım medya, Hitler’in propaganda bakanı Dr. Paul Joseph Goebbels’den farksız. Goebbels’in, “Yalan, ne kadar yüksek ve sık söylenirse inandırıcılığı o ölçüde artar” şiarı günümüz medyasın tek ilkesi. Farklı düşüncede insanlar birer birer tasfiye edilmiş, geçmiş dönemlerin yasaları bir bir değiştirilmiş, laik ve evrensel hukuk mahalle kültürüyle kırbaçlanmış, aydınlar sıkıştırılmış, gençler memleketlerine düşman ilan edilmiş… Bu vaziyette demokrasinin sorgulanması ne kadar yanlış olabilir ki?

Demokrasi, bir toplumda yaşayan bireylerin, öz iradeleri ile yaptıkları seçimin sonucu olarak anlaşmalı yönetilmeleridir. Yani halk, kendi istek ve arzuları doğrultusunda seçim yaparsa, bunun sonucu demokrasi olur. Fakat Hitler ya da Erdoğan örneğinde bireylerin öz iradelerinden bahsedemeyiz. Burada, bireylerin iradelerine yapılan bir manipülasyondan bahsedebiliriz ancak. Tarihin ne kadar ileride ya da geride olduğundan bağımsız olan bu konu, özelde, toplumların ne kadar ileride ya da geride olduğuyla alakalıdır.

Kendisi de Hitler’in Nasyonal Sosyalist Parti’sinin bir üyesi olan Elisabeth Noelle-Neumann, Suskunluk Sarmalı kuramıyla tanınır. Neumann’ın Suskunluk Sarmalı kuramına göre, bir kişinin savunduğu fikir, mensubu olduğu toplumun genel-geçer kabul ettiği görüşlere uygun değilse, bu kişi toplumdan dışlanma korkusu nedeniyle konuşurken kendini kısıtlar veya fikrini söylemekten vazgeçer. Aynı kişi, fikrinin toplum nezdinde yaygınlaşmaya başladığını sezerse, bu kez fikrini yüksek sesle söylemeye başlar. Kuram çerçevesinde bakacak olursak, toplum, gazete, televizyon ve sosyal medya aracılığı ile fikirlerden ve olaylardan haberdar oluyor. Bu mecralarda en çok hangi fikirler seslendiriliyorsa halk o fikirleri benimsiyor, benimsemiyorsa bile kendi fikrini söylemekten vazgeçiyor. Bu nedenle medyanın bağımlı olduğu bir yerde, fikirlerinde öz iradeyse söylendiğini savunmak elbette ki doğru olamaz.

16 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşen Anayasa Referandumu sonucunda Türk tipi Başkanlık sistemi söylemiyle Meclisin yetkilerini sınırlandıran, Cumhurbaşkanına çok büyük yetkiler sunan ve çeşitli konularda değişiklikler yapılmasını sağlayanda parti-medya anlaşmalı, Suskunluk Sarmalı destekli demokrasiydi.

Hitler’in de aynı yolları kullandığı bu siyaset anlayışının sonu ne Hitler için, ne “davası” için, ne de Alman milleti için hiçte iyi bitmemişti. Siyasetin ana amacı olan milletin refahı, sağlığı, güvenliği gibi sebeplerken, ideolojik savaşlara girişmek, kişisel hırslara tutunmak, geçmişin öcünü almaya kalkmak, ne yazık ki kimse için iyi sonuçlar doğurmayacaktır. Zaten var olan yaraları sarmak varken, yeni yaralar açmak, yaraya tuz basmak, siyasetin yapacağı en büyük yanlış olur. Goebbels kafasıyla yapılacak bir siyasal iletişim, kısa vadede iktidarlar vaat edebiliyor, ancak uzun vadede büyük bir buhranla son buluyor. Bunu unutmaksa, Hitlerin yaşadığı sonucu tekrar edileceği anlamını taşıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here