Erdoğan’ın sözüne değil, rakamların gücüne bakın

0
Foto: Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne zaman konuşsa, sözlerinin altında bir yalan gizliyor. 10 Ağustos günü kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, Türkiye’nin refah seviyesini buzdolabı ve otomobil satışlarının oranlarıyla açıklamaya kalktı.

Erdoğan, “Ülkemizde yıllık otomobil satışı 2002’de 91 bin adet iken bu rakam 2016’da 756 bine kadar çıktı. Geçtiğimiz yıl da 387 bin olarak gerçekleşti.” dedi.

Erdoğan, “Buzdolabı satışı 18 yıl önce 1 milyon 88 bin adetten 2 buçuk milyona çıktı. Bütün bunlar ülkemizdeki refah düzeyini ifade etmesi bakımından söylüyorum.” dedi.

Erdoğan, “İş açma geçen sene 30 bin 842 iken bu sene 85 bin 263’ü buldu. Yine yükselmeye başladığımızı hep birlikte göreceğiz.” dedi.

Erdoğan, “Engelli aylığını 25 liradan 851 liraya yükselttik. Lisans öğrencilerine verdiğimiz kredileri 45 liradan 550 liraya çıkarttık. Şimdi harç falan böyle bir şey yok.” dedi.

Erdoğan, bu söylediklerini tabi ki kendi bilgisi ile söylemiyor. Karşısına konulan prompter da yazılanları okuyor. Metin yazarları ne ve ne kadar yazarsa Erdoğan bunları okuyor ve geçiyor. Fakat böyle yaparak Erdoğan’ın kendisi mağdur oluyor. Halkın gözünde yalancı Cumhurbaşkanı gibi gösteriliyor. Yazık oluyor!..

Neden mi?

Çünkü bir ülkenin ekonomik anlamda refah seviyesi buzdolabı ya da çamaşır makinası satışlarıyla ölçülemez. Bir ülkenin refahı, o ülkede satılan otomobil sayısıyla da ölçülemez. Bir ülkenin refah seviyesi, o ülkede açılan şirket sayısıyla da ölçülemez. Bütün bu rakamlar, siyasi anlamda son demlerini yaşayanlar tarafından sadece rakamsal bir oyun olmaktan öteye gidemez. Öyle ki, engelli aylığı ve öğrenci burslarının yükseldiği varsayımı da sadece rakamdan ibarettir.

“Engelli aylığını 25 liradan 851 liraya çıkarttık” sözü, ilk bakışta çok büyük bir atılım gibi görülebilir ancak, bu sözün altında büyük bir yalan gizleniyor. 2002 yılında 25 liralık bir engelli aylığıyla 2 gram altın alınabiliyorken, bugün 851 liralık engelli aylığıyla 2 gramın altında altın alınabiliyor.

“Lisans öğrencilerine verdiğimiz kredileri 45 liradan 550 liraya çıkarttık.” sözü de aynı yalanı gizliyor. 2002 de lisans öğrencilerinin 45 liralık bursuyla yaklaşık 4 gram altın alınabiliyorken, bugün yalnızca 1 gramın biraz üstünde bir altın alınabiliyor.

Böyle bakacak olursak bırakın refahın yükselmesine, Erdoğan’ın örnek verdiği 2002 yılından daha kötü bir duruma geldiğimizi görürüz.

Rakamların büyüklüğüne bakarsanız çabuk kanarsınız. Oysaki rakamların gücüne bakmalısınız. 2002 de asgari ücretle çalışan bir işçi, bir aylık maaşıyla 20 gram altın alabiliyorken, bugün bir asgari ücretle çalışan bir işçi sadece 5 gram altın alabiliyor.

Buzdolabı, çamaşır makinası ya da otomobil satışlarının oranlarıyla refah seviyesini ölçmeye kalkanlar bir yana dursun, Türk lirasının değerinin alaşağı edildiğini görenler de bir yana…

Erdoğan’ın sözüne bakanlar bir yana, rakamların gücüne bakanlarda öte yana…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here