Nesilden Nesile Cumhuriyet

0

Her millet kendi tarihi ve tarihteki kazanımlarıyla övünür. Geleceklerini, geçmişten aldıkları öz güvenle çizerler. Ve yine her millet için çok büyük bir önem arz eden bazı noktalar vardır; bunlar o milletin tüm dünyaya karşı kazandığı büyük değerlerdir; bu değerler arasında o milletin bayrağının tanınması, o millet adına bir ülkenin kurulması, o ülkenin uluslararası arenada saygı görmesinin önünü açan antlaşmalar, ilanlar ve günler bulunur.
Türkiye Cumhuriyeti devleti de, Türk milleti adına diğer tüm dünya milletlerini kıskandıracak binlerce değere, kazanıma ve önemli güne sahiptir. Bunların arasında kuşkusuz en önemlisi Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günüdür.

Bugün 97’nci yıl dönümünü kutladığımız Türk Cumhuriyeti, tüm dünyaya Türk milletinin ne kadar güçlü ve bağımsız bir ruha sahip olduğunun bir kanıtıdır. Geçmişi kadar bugünü içinde dünya tarihinde kimsenin boyunduruğu altında kalmamış, kaderini kendisi çizmiş, özgürlüğünü yine kendisinin verdiği bedelle kazanmıştır.

Her ne kadar 97’nci yılını büyük bir sevinçle kutladığımızı söylesek, yazsak, televizyonlarda reklam etsek, gazete sayfalarında tam sayfa ilanlarla kanıtlamaya çalışsak, sosyal medya hesaplarımız üzerinden fotoğraflar ve övgü dolu cümlelerle anlatmaya çalışsak bile, sahi, biz cumhuriyetin ne olduğunu anladık mı? Sahip olduğumuz bu değerin manasını gerçekten kavradık mı? Cumhuriyetten önce ve cumhuriyetten sonrasının ne demek olduğunu sindirebildik mi? Toplumsal baskı ve alışkanlıklardan ziyade sahici ve kalbi bir duygu ve arzuyla cumhuriyete sarılabildik mi?

Eğer İngiltere gibi kanlı bir tarihe sahip olsaydık demek istediklerim kolaylıkla anlaşılabilirdi. Ya da Hindistan gibi sömürülmüş, Cezayir gibi özünden koparılmış, Somali gibi aç kalmış, Afganistan gibi ölümle baş başa yaşamak zorunda bırakılmış bir tarihimiz olsaydı anlamak kolaylaşırdı.

Fakat öyle olmadı. Bir grup insan çıktı ve büyük bedeller ödemeden cumhuriyete sahip olmanın yolunu açtı. Bu bir grup insan patronla işçinin, amirle memurun, zenginle fakirin, erkekle kadının, doğuluyla batılının aynı olduğunu, hiçbirinin birbirinden üstün ya da alçak olmadığını, hepsinin de değerli birer insan olduğunu cumhuriyetle gösterdiler. Babasının mesleğini yapmak zorunda değildi artık gençler; ahırdaki hayvandan daha değersiz değildi artık kadınlar. Okullar sadece imtiyazlı ailelerin çocukları için yoktu. Hak sahibi, hukuk sahibi, mülk sahibi, söz sahibiydi artık Türkler.

Peki bugün gerçekten cumhuriyete böyle mi bakılıyor. Cumhuriyet, insanca yaşamın bir gereği olarak görülüyor mu, ne yazık ki hayır. Cumhuriyetin kıymetini hala bilemeyen milyonlar var. Kıymet bilmek de neymiş, cumhuriyete düşman olanlar var. Cumhuriyetin yerine başka bir rejimin hayaliyle yanıp tutuşanlar var. Atatürk’ü silmeye kalkışanlar var. Cumhuriyetin ve demokrasinin verdiği gücü araç olarak kullanıp, kendi hayallerini amaç edinenler var. Sırf bunlar gibiler yüzünden cumhuriyetin ve demokrasinin saflığı zedelenmiş, yıpranmış, çamura dahi bulandığı görülmüştür. Onu yok etmeye çabalayan, onu değersizleştirmeyi amaç edinen, yerine başka rejimleri getirmeyi arzulayan kimseler unutmasınlar ki, emelleri geçici, arzuları yetersizdir. Çünkü cumhuriyet, babadan oğula değil, nesilden nesile geçer. Cumhuriyetin kıymetini bilmeyenler ise sadece kendi zamanlarında kalırlar.

Cumhuriyet sevincini kalbinde hisseden herkesin bayramı kutlu olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here