Türkiye’de “Eğitim Sorunu” Yoktur!

0

Evet, Türkiye’de “Eğitim sorunu” yoktur diyorum. Yoktur. Çünkü Türkiye’de eğitim, eğitim için verilmez. Türkiye’de eğitim, iktidarda bulunan partinin dünya görüşünü benimseyen ve savunan insanların yetiştirilmesi amacıyla yapılır.


Türkiye’nin halâ bitmemiş olan en uzun tartışması ne diye sorsak, “Eğitim” konusu birinci gelir. Cumhuriyet sonrasında üzerinde en çok durulmuş olan bu konu 66 hükümet, 75 bakan, sayılamayacak kadar çok model eskittiği halde yerine oturamamış, belli bir düzende beklenen istikrarı gösterememiştir. Uzun yıllardır muhtelif kişiler, muhtelif başlıkları öne çıkararak eğitim sorununa değiniyor, çözüm yolları sunuyorlar. Gazete köşelerinde yazılarla, televizyonların gece programlarında soluksuz tartışmalarla bu büyük soruna çare arayanımız ne mutlu ki hala var! Neredeyse ayda bir, olmazsa birkaç ayda bir, o da olmazsa okulların açıldığı ve kapandığı her dönemde eğitim gerek medyanın gerekse politikanın tenceresinde ısıtılır, eksiği gediği konuşulur, kimileri taşlanır, kimileri parmakla gösterilir, en sonunda tarihte suç bulunur, sonra da bir süreliğine unutulup gider.

Eğitimin bu denli bitmez bir tartışma olmasının kuşkusuz tek bir sebebi olamaz. Kasım Karakütük’ün yaptığı araştırmaya göre en büyük sorun “Sistemin sürekli değişmesi”. Sencer Ayata’ya sorarsanız, eğitimin bir sorun olmasında yoksulluk ve annenin eğitimsizliği önemli bir faktör. Ali Nesin ise, tek bir eğitim modeline bağlı kalmanın ve öğretmenlerin iyi yetişmemiş olmalarıyla birlikte kendilerini yetiştirmeye devam etmemelerini bir sorun olarak görüyor. Bu konuda söz söylemiş bir başka isim olan Yusuf Kaplan, eğitim sistemimizin sömürgeci bir tarafı olduğunu savunarak, başka ülkelerin modelleri ve yönlendirmeleriyle yol aldığımızı işaret etmekte, başkalarının hayalleriyle yol aldıkça da eğitimin bir sorun olarak karşımıza çıktığını ifade etmeye çalışmaktadır.

Bütün bu örnekler doğrudur. Akademik ya da politik hayattan birçok ismin birçok demeci verilebilir. Örnekler çoğaltılabilir, eğitimin çatlakları tespit edilebilir. Fakat bütün bunları bir kenara koyup düşünmek gerekir ki, bu tür tartışmalar zaten uzun yıllardır devam etmekte. Herkes belli bir ucundan tutup, eğitimin belli bir yanını göstermektedir. Ne yazık ki 66 hükümet ve 75 bakanın gelip geçmesine rağmen bu yaraya bir dermen bulunamamıştır.

Derman Arayan Var Mı?

Derman aramak ve bulmak için öncelikle yarayı kabul etmekte fayda var. Bu yarayı kabul edecek ve derman bulacak olansa Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı olduğu siyasi güçtür; bu güçse hükümettir. Hangi parti olursa olsun, cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümet Milli Eğitim Bakanlığı’nı eğitimi geliştiren, çocuk ve gençleri çağa uygun bireyler olarak yetiştiren yönüyle görmemiş, ondan böyle bir faaliyette bulunmasını beklememiştir. Hal böyleyken Türkiye’de eğitim sorunu var demek yanlış olur. Evet, Türkiye’de “Eğitim sorunu” yoktur diyorum. Yoktur. Çünkü Türkiye’de eğitim, eğitim için verilmez. Türkiye’de eğitim, iktidarda bulunan partinin dünya görüşünü benimseyen ve savunan insanların yetiştirilmesi amacıyla yapılır. Bir dönem Atatürkçü nesil yetiştiren eğitim, şimdilerde dindar nesil yetiştirme amacındadır ama asla eğitim amacında değildir.

Sistem Öğrenciyi Bihaber Ediyor

Türkiye, eğitim derdinde olan bir ülke olsaydı şayet, bugün yeri ve etkisi böyle mi olurdu? Dünyanın her köşesinde görünen küreselleşme ve beraberindeki etkileri Türkiye’nin böylesi bir genç nüfusu varken onu böylesi bir çaresizliğe bırakır mıydı? Yetişmiş insan gücü, beyin göçü yapıp Avrupa ve Amerikalara gider miydi?

Gündelik siyasetin sürekli oyuncağı haline gelmiş olan eğitim ve sistemi, ne yazık ki içinde barındırdığı yaklaşık 20 milyon öğrenciyi de kendine benzetiyor. Genç ve berrak beyinler, iyi ve temiz yürekler, ahlaklı ve tazecik bedenler bu eğitim ve sistemi içerisinde bütün güzel özelliklerini yitiriyor, vasıfsız, amaçsız, sorumsuz ve bihaber insanlar olarak büyüyorlar. Söz konusu eğitim ve sistem, öğrenciyi kör ediyor, belini büküyor, umudunu çürütüyor. Zaten hali hazırda toplumsal birçok sorunla karşılaşan bu genç öğrenci, kendini niteliksiz ve değersiz hissediyor. Böylesi bir ruh hali ve şartlarda, böylesi bir eğitim ve sistem içerisinde yetişmek de, böylesi bir toplumu ve ülkeyi var ediyor olsa gerek.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here