Bedavaya İyi Haber Beklemek

0

Günlük iki üç lira vermeden, 15-20 lira verip aylık abonelik almayan yurttaşlar acaba basını eleştirme hakkını kendilerinde nasıl görürler. Bedavaya iyi haber beklemek sizce de mantıksız değil mi?


Son yılların en çok eleştirileni kuşkusuz gazeteler ve gazeteciler. Siyasetçiler eleştiriyor, akademisyenler eleştiriyor, halk eleştiriyor. Gazetelerde artık okuyacak haber bulamadıklarından yakınıyor insanlar. Gazetecilerin haber değerlerinin değiştiğinden, artık haber yerine halkla ilişkiler ve reklam bağlantılı işleri haber diye aktardıklarından dem vuruyorlar.

Bu durum medyanın tekelleşmeye başladığı 80-90’lı yıllardan beri tartışılır. Fakat gelinen zamanda gazeteler ne yazık ki gazetecilikten çok halkla ilişkiler ve reklam işi yaparlar. Gazetecilerde siyasi partilerin destekçileri ya da muhalefet edeni olarak siper alırlar. Demem o ki yapılan eleştiriler doğrudur, yerindedir ama eksiktir, bencildir. Gazeteleri ve gazetecileri eleştirmek kolaydır. Kimse bu gazeteler neden böyle, bunun eksisi-artısı nedir, elli yıl öncesi basın bugün neden yoktur derken kendine dönüp bakmıyor.

Sadece Türkiye’de değil, basınla ilgili yaşanan değişimler tüm dünyada kendini olumlu ya da olumsuz yönde gösterdi. Kimi ülkeler basınına sahip çıkıp olumlu yanını tercih ederken, kimi ülkeler elini taşın altına koymadığı için olumsuz yanıyla yüzleşmek zorunda kaldı. Dünyanın en çok satan gazetelerinden The New York Times’ın fiyatının 3 dolar ve günlük bir milyon adetten fazla sattığını kim biliyor. The Wall Street Journal ise 4 dolarlık fiyatıyla günlük iki milyondan fazla satış yapıyor. The Washington Post gazetesi ise 3,5 dolarlık fiyatı ile 500 bine yakın satış yapıyor. ABD için bu rakamları normal görebilenler olabilir. Peki ya nüfusu Türkiye ile neredeyse aynı olan Almanya basınına ne demeli. Die Weld gazetesi 2,80 euroluk fiyatıyla 200 binin üzerinde satış yapmakta. Die Zeit’in aylık aboneliği ise 20 euro. Liste uzayıp gider. Uzun lafın kısası; habercilik pahalı bir iştir ve bedavaya iyi haber istemek olmaz.

Türkiye’de iyi habercilik yapmak için çırpınan onlarca gazeteci ve sayılı gazete var. Bunların abonelikleri ya da satış rakamları ise yerlerde. Daha yeni, aylar önce piyasaya çıkan “Haftalık Gazete” 10 liralık satış fiyatıyla sadece birkaç dayanabildi. Dijital aboneleri ise birkaç binden fazla değil. “Gazete Pencere” ise mücadelesini her türlü sıkıntıya rağmen sürdürüyor. Çiçeği burnunda “Gazete Oksijen” ise 10 liralık satış fiyatıyla her hafta sonu birkaç bin satarak ayakta kalmaya çalışıyor. Partilerin abone olduğu, Metrolar da ve otobüs terminallerinde bedava dağıtıldığı halde bile yüze yakın ulusal gazetenin toplam tirajı 1 milyonu ancak aşıyor.

Merak ediyorum, okuyacak haber bulamayanlar acaba bu gazete ve gazetecilerden haberdarlar mı? Günlük iki üç lira vermeden, 15-20 lira verip aylık abonelik almayan yurttaşlar acaba basını eleştirme hakkını kendilerinde nasıl görürler. Bedavaya iyi haber beklemek sizce de mantıksız değil mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here