UTANÇ YILLARI

0
Foto: 140Journos

Farklı yönetimler ve anlayışlarla bu günlere gelen Türk devleti, hiçbir zaman bu kadar çok mafyayla, tarikatlarla, çetelerle, bağ kurmamış, onlarla sırt sırta vermemiştir.


Çin tarihinde “Aşağılanma Yüzyılı” ya da “Utanç Yılları” olarak geçen bir dönem vardır. Çinlilerin, 1839 yılında İngiltere’ye karşı kaybettikleri Birinci Afyon Savaşıyla başlayan “Utanç Yılları” daha sonrasında Fransa ve İngiltere’ye karşı kaybedilen İkinci Afyon Savaşıyla devam etmiştir.

Afyon savaşları, Batılı ülkelerin Çin topraklarında ayrıcalıklı olarak ticaret yapmasının önünü açmış, Hong Kong Adasıyla birlikte civarındaki adaların ve önemli ticaret limanlarının İngiltere’ye verilmesine neden olmuştur.

Bugün Hong Kong’un Çin Halk Cumhuriyeti’nin Özel İdari Bölgesi olması ve farklı bir bayrakla temsil edilmesi Afyon Savaşlarına dayanır.

1939 yılında başlayıp 110 yıl boyunca “Utanç Yılları” olarak kaydedilen bu dönem 1949 yılında modern Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla son bulmuştur. Fakat Çin halkı geçmişlerinde yaşanan bu yılları unutmamış, Batının emperyalist ülkeleri tarafından nasıl sömürüldüklerini kendilerine sık sık hatırlatmışlardır.

Dünya halklarının geçmişlerinden ders almaları ve geleceklerine, geçmişlerinde yaşadıkları olumsuzlukları unutmadan yön vermeleri hep dikkatimi çekmiştir. Afyon Savaşları ve Çin halkı bunun en güzel örneğidir.

Nasıl Çinlilerin “Utanç Yılları” varsa, 21’nci yüzyılın ilk çeyreği de Türk halkının “Utanç Yılları” olacaktır. Büyük bir hüzünle yazıyorum ki, tarih böyle yazacak.

Neden mi?

Türk devlet tarihi boyunca, bu kadar dar bir zamanda, bu kadar yoğun bir ciddiyetsizlik, bu kadar büyük bir liyakatsizlik ve keşmekeşlik yaşamamıştır.

Siyaset arenasında siyasetin bulunamadığı, üniversitelerde bilime denk gelinemediği, aydınların ve sanatçıların perdenin arkasına saklandığı, işini yapacak bir memura dahi rast gelmenin büyük bir şansmış gibi görüldüğü bir zamandayız artık.

Farklı yönetimler ve anlayışlarla bu günlere gelen Türk devleti, hiçbir zaman bu kadar çok mafyayla, tarikatlarla, çetelerle, bağ kurmamış, onlarla sırt sırta vermemiştir.

Hiçbir zamanda halk bu kadar sessiz kalmamış, sineye çekmemiş, kulağının üstüne yatmamış ve karnından konuşmamıştır.

Karnından konuşmamıştır diyorum çünkü insanlar sessizce devlet kadrolarının kimi çeteler ve tarikatlar tarafından doldurulduğunu, öğrenci yurtlarının kimi dernek ve vakıflar tarafından kullanıldığını, devlet memurluğu için kimi kişilerin onayının alınması gerektiğini konuşuyorlar.

Fakat bütün bunlar gayet olağan, gayet kanuni, gayet alışılagelmiş bir vaziyette ve kabul edilmiş görünüyor.

Oysaki bunlar ne olağan, ne kanuni ne de alışılagelmiş sayılamayacak kadar ahlakın dışında durumlardır.

Bugün Türkiye’nin hangi alanına, hangi kurumuna bakacak olursak olalım, hep kuşkuyla bakıyoruz.

Bugün Türkiye’nin geleceği namına korkular taşıyoruz.

Bugün Türkiye’nin geldiği noktayı acıyla, kederle, sinirle yaşıyoruz.

Gelecek kuşaklara “Utanç Yılları” bırakmamak için bugün ne yapıyoruz?


Bu yazı ilk olarak Mersin Gazetesi‘nde yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here