Yeşil Devrime Çok Var!

0

Çevresel çalışmalar yapmak, iklimden söz edebilmek ve küresel ısınmanın önüne geçebilmek için ilk olarak toplumsal yoksulluğun önüne geçebilmek lazım. Maddi sıkıntılar yaşayan bir toplumda, toplumsal refahın eşit bölünemediği bir toplumda, henüz belli bir toplumsal refah seviyesine ulaşılamayan toplumlarda iklim ne yazık ki çok sonra gelir.


Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin başlamasıyla yeni bir tartışma konumuz oldu: Yeşil Devrim!

“Yeşil Devrim” ifadesi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından yayımlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da G20 zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden’a hediye ettiği kitaptan geliyor.

Kitap ya da rapor da denebilecek olan metin “Türkiye’nin Yeşil Kalkınma Devrimi”
başlığını taşıyor.

Takdim yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Önsöz yazısında İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un imzasının bulunduğu kitapta, AK Parti iktidarının
“Yeşili ne kadar çok sevdiği, iklim ve çevre için ne kadar çok çalıştığı, ormanları ve ağaçları muntazam koruduğu ve tabi ki 2053 iklim vizyonundan” bahsedilmekte.

Kitabın ilk üç bölümünü oluşturan
“Uluslararası Süreçler ve Sürdürülebilir Kalkınma”, “Yeşil Kalkınma, Yeşil Büyüme ve Yeşil Ekonomi” ve “Küresel Isınma, İklim Değişikliği ve Uluslararası Sözleşmeler”başlıklarını taşıyan bölümlerinde uzun uzun dünyadaki anlaşmalar, sözleşmeler, yeşil ekonomi, yeşil kalkınma gibi kavramlar anlatılmakta.

Türkiye’yle ilgili olarak ise “Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Türkiye”, “İklim Değişikliği ve Türkiye” ve “Türkiye’nin 2053 Yeşil Kalkınma Vizyonu” başlıklı bölümler yer almakta.

Her bölümü ayrı ayrı ve uzun uzun anlatmak elbette mümkün değil. Fakat birkaç yere değinerek, kitabın kendini nasıl tasfiye edeceğini gözler önüne sereceğim.

“Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Türkiye” başlığını taşıyan bölümde,
“Türkiye’de göreli yoksulluk oranı 2010-2019 döneminde yaklaşık 2,5 puan azalmıştır. Eş değer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’si dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk sınırına göre, 2010 yılında yüzde 16,9 olan yoksulluk oranı, 2019 yılında yaklaşık 2,5 puan azalarak yüzde 14,4 olarak gerçekleşmiştir.” ifadesi yer almakta.

Başka bir ifade ise şöyle: “Yoksulluk riski olan çalışan nüfusun oranı ise 2010 yılında yüzde 17,9 iken 2019 yılında 4,7 puan azalarak yüzde 13,2 olmuştur. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altındaki bireylerin oranı, 2010 yılında yüzde 65,7 iken 2019 yılında 25,9 puan azalarak yüzde 39,8 olmuştur.”

Bölümün devamında ormanlık alanlarla ilgili olarak “Ormanlık arazinin toplam arazi büyüklüğüne oranı 2010 yılında yüzde 27,1 iken 2019 yılında 2,1 puan artarak yüzde 29,2 olmuştur. Aynı dönemde normal kapalı ormanlık alanın toplam arazi büyüklüğüne oranı yüzde 14,6’dan yüzde 16,8’e yükselmiştir.” ifadesi yer almakta.

Daha fazla örnek vermek mümkün elbette ancak biz sadede gelelim.

Bu kitap TÜİK gibi sayılarla oynayarak propaganda yapmanın ötesine geçemez.
Türkiye’de çalışanların yarısından fazlası asgari ücret alırken, üstelik asgari ücret yoksulluk sınırın üçte birine tekabül ederken, AK Parti’nin herhangi bir devrimden söz etmesi asla mümkün olamaz. Hele ki yoksulluğun azaldığına dair metinler kaleme almak sadece kötü bir şakadan ibaret sayılır.

Doğayı Katleden Başkası Değildi!

Kitapta ormanlık alanların büyüğü yönünde bolca ifade yer almakta. Çevrenin sanayiden korunduğu, doğanın eskiye göre daha yeşil olduğu, Paris İklim Anlaşması’nın gereklerinin yerine getirildiği ve 2053’de tamamlanacağı iddia edilmekte.

Peki gerçekten de öyle mi?

Kaz dağlarını Kanadalı bir şirkete terk edip yeşili kazıtan, ağaçları yok eden başka bir yönetim değildi!

Artvin’de, Ordu’da, Rize’de dereleri HES’lere peşkeş çekip kurutan da başka bir yönetim değildi!

Batman’da, Hasankeyf’i betona gömüp, sular altında bırakanda başkası değildi!

SİT alanlarını, ormanlıkları, eşsiz sahilleri imara açıp oteller, villalar yapılmasına izin veren de başkası değildi!

Uzun lafın kısası sevgili okurlar, AK Parti iktidarının “Yeşil Devrim” gibi bir ifadeden bahsedebilmesi mümkün değil.

Çevresel çalışmalar yapmak, iklimden söz edebilmek ve küresel ısınmanın önüne geçebilmek için ilk olarak toplumsal yoksulluğun önüne geçebilmek lazım.
Maddi sıkıntılar yaşayan bir toplumda, toplumsal refahın eşit bölünemediği bir toplumda, henüz belli bir toplumsal refah seviyesine ulaşılamayan toplumlarda iklim ne yazık ki çok sonra gelir.

Bugün Türkiye’nin yarısından fazlası resmi verilere göre yoksuldur.

Bugün Türkiye’nin yarısından fazlasının aklında ‘geçim derdi’ vardır.

Bugün Türkiye’nin çözülmeyi bekleyen yığınla meselesinden dolayı çevreci olabilmek fazla romantik kaçacaktır.

Üstelik çevreyle, ağaçla, yeşille hiç arası olmamış bir iktidarın, yoksulluğu ve yolsuzluğu azaltmak bir yana dursun, zirveye taşımış olan bir iktidar için Yeşil Devrim’e daha çok vardır..!

Rakamlarla oynayarak, yüzdelik hesapların mantığını değiştirerek “Yeşil Devrim” olmaz.

Yeşil Devrim ilk önce ağaç kesmeyi bırakmakla başlar…


Bu yazı ilk olarak Mersin Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here