GÜNDEM NE?

0

O kadar hızlı yaşıyoruz ki, o kadar aceleciyiz ki, yarına yetişeceğiz derken bugünden oluyoruz. Birimiz olsak neyse, koskoca memleket bugünden oluyor… Hâlbuki yarına da yetişemiyoruz. Sonra da her gün başka bir şey konuştuğumuzu sanıyoruz. Oysaki biz hep aynı şeyi konuşuyoruz!


Hız çağında yaşıyoruz.

Yarına yetişmek için dünü heba ediyoruz. Hiçbir şeyin kalıcılığı kesin değil artık. Hayatı, olayları ve tartışmaları, bireyleri ve kurumları, duyguları ve amaçları yüzeysel görüyor, yüzeysel tadıyor, yüzeysel yaşıyoruz.

Birey olarak da toplum olarak da bu böyle…

İnce eleyip sık dokumak eskide kaldı. Hız çağında her şey anlık her şey öylesine…

***

Türkiye’de her gün başka bir şeyin konuşulabiliyor olmasını hayretle izliyorum.

Dünün gündemi asla bugüne, bugünün gündemi asla yarına kalmıyor.

Her güne ayrı bir gündem, ayrı bir tartışma konusu bulabiliyoruz.

Üstelik çok ciddi meselelerin bile üstünde durmayıp, yeni gündemimize rahatlıkla geçebiliyoruz.

Bir zamanlar Sedat Peker’in itirafları gündemimiz olurken, sanki o meseleler hiç olmamış gibi Mehmet Eymür’ün itiraflarına kulak diktik. Eymür’ün aynı hikayeleri yıllar önce de anlattığını unutarak hem de…

***

İYİ Partili Lütfü Türkkan’ın vatandaşa küfür etmesini konuşuyoruz örneğin.

AK Partili birçok isimden ağır eleştiriler yapılıyor Türkkan’a. Oysaki Türkkan’ı eleştiren AK Partililer unutmuş olmalılar; Mecliste sıra arkadaşları olan Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç da bir zamanlar vatandaşın birini hem tehdit etmiş hem de küfürler etmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dert yanan çiftçiye “Ananı da al git” dediğini hatırlatmıyorum bile…

Ve tabi ki başka örnekler de mevcut…

***

Her güne yeni bir yolsuzluk tartışmamız var bizim…

Bir gün TÜGVA’nın belediyelerden aldığı “imtiyazlı” yolsuzlukları konuşuyoruz, başka bir gün belediye başkanları ve milletvekillerinin akrabalarını devlet kadrolarına yerleştirmelerini…

Gün oluyor özel bir firmanın devletin kurumu olan Türkiye Elektrik Üretim ve İletim A.Ş’ye üretmediği elektriği satarak 210 milyon TL kazandığını…

Gün oluyor devletin bir Bakanının kendi şirketinden bakanlığa malzeme almasını…

***

Her güne yeni bir beka problemimiz var bizim…

Her an devletimiz yıkılabilir, dış güçler ana yurdumuzu işgal edebilirler.

21’inci yüzyılda topraklarımıza haçlı orduları girip, Kudüs’e, oradan da Mekke ve Medine’ye doğru sefere çıkabilirler.

Memleketin bekası Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan’ın engin bilgi ve tecrübelerine bağlıdır!

Ama asla onların koltuklarına bağlı değildir!

Bahsetmekte fayda var, Türkiye’nin beka sorunu asla yoksulluk değildir, ekonomi değildir, çiftçi değildir, asgari ücretli değildir, eğitim değildir, çevre değildir!

Türkiye’nin beka problemi her gün değişmekle birlikte genellikle dış güçlerin varlıklarıdır.

***

Her güne yeni bir “Bu da mı oldu” ile başlıyoruz…

Gün oluyor badeci şeyhler çıkıyor karşımıza…

Gün oluyor tarihi eser kaçakçılığı yapan imamları konuşuyoruz.

Gün oluyor narkotik polisinin uyuşturucu madde kaçakçılığı yaptığını öğreniyoruz…

Gün oluyor devletin verdiği hizmet pasaportuyla insan kaçakçılığı yapıldığını…

O kadar çok şey gördük ki, şaşırmayı unuttuk bu ülkede…

***

Lafı uzatmadan sadede gelelim; Neydi bizim gündemimiz? Neyi tartışmamız gerekiyor? Asıl meselemiz, derdimiz ne? Günü geçiştirmekten öteye ne yapıyoruz?

Hiçbir şey…

O kadar hızlı yaşıyoruz ki, o kadar aceleciyiz ki, yarına yetişeceğiz derken bugünden oluyoruz.

Birimiz olsak neyse, koskoca memleket bugünden oluyor…

Hâlbuki yarına da yetişemiyoruz.

Sonra da her gün başka bir şey konuştuğumuzu sanıyoruz.

Oysaki biz hep aynı şeyi konuşuyoruz!


Bu yazı ilk olarak Mersin Gazetesi’nde yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here